Melankolik Ruh Halinde Kitaplarla Dibe Vurmak da Var Çıkmak da

Melankolik Ruh Halinde Kitaplarla Dibe Vurmak da Var Çıkmak da

Kırık bir kalp varken kitap okumak biraz Rus ruleti gibi. Bazen tam da o acıyı yüzüne vurup “evet, işte bu sensin” dedirterek gözyaşını sağanak yapıyor, bazen de usul usul sarıp sarmalayıp “geçer, bak ben de geçtim” diyor. Ben de bu aralar o moddayım; bazı kitaplar beni daha da dibe çekerken, bazıları nefes aldırdı. İşte deneyimlediklerim ve duyduklarımdan derlediklerim spoiler vermeden, sadece hissettirdiklerini söyleyerek sizlere nacizane tavsiyelerim ;

Daha da Batıranlar (Dibe Vurup Sonra Yüzeye Çıkma Şansı Olanlar – Ama Modun Kötüyse Ertele)

Bu kitaplar acıyı direkt kalbine saplıyor. Okurken “neden ben?” diye haykırasın geliyor, ama bitince bir tür arınma, catharsis yaşıyorsun. Tehlikeli ama etkili.

Kürk Mantolu Madonna – Sabahattin Ali

Raif’in sessiz, imkânsız aşkı ve yalnızlığı… Ayrılık sonrası okuduğumda kendi hikayemi onda gördüm. Her cümlede bir yumruk yedim, gözyaşım durmadı. Ama sonunda “aşk böyle bir şeymiş, katlanmak lazım” dedirtti. Türk edebiyatının en batıranı bence, ama en iyileştireni de.

Kör Baykuş – Sadık Hidayet

Karanlık, karamsar, deliliğe sürükleyen bir atmosfer… Yalnızlık, ölüm, imkânsız arzular ve kendini yok etme isteği. Hidayet’in kendi hayatından sızan melankoli o kadar yoğun ki, kırık kalple okuduğunda “ben de bu dipsiz kuyudayım” hissi veriyor. Kafkavari bir boğulma, ama bitince tuhaf bir kabullenme bırakıyor. Eğer zaten dipteysen, bunu ertele; yoksa daha da iner.

Norwegian Wood – Haruki Murakami

Kayıp, ölüm, yalnızlık, intihar… Melankoli tavan yapıyor. Yağmurlu bir gecede, loş ışıkta okuduğumda kendi acımı daha keskin hissettim. Ama Murakami’nin o sakin, akıp giden üslubu sayesinde “hayat böyle, geçip gidiyor” diye kabullendim.

Sen Gittin Gideli – Elena Ferrante

Terk edilen Olga’nın dağılışı o kadar gerçek ki, okurken öfke, çaresizlik, utanç hepsi karışıyor. Kadın gözünden yazılmış olması ekstra vuruyor. Ama bitince “ben de kalkarım ayağa” hissi veriyor.

İyi Gelenler (Yavaş Yavaş Toparlatan, Umut Aşılayanlar)

Bunlar direkt teselli etmiyor ama elinden tutup “bak, hayat devam ediyor” diyor. Hafif dozda melankoli var ama sonunda nefes aldırıyor.

Git Kendini Çok Sevdirmeden – Tuna Kiremitçi

Ayrılık, yalnızlık ve gönül yaraları üzerine samimi, yer yer mizahlı bir bakış. Kiremitçi’nin dili akıcı, karakterler gerçek hayattan. Okurken “herkes aynı şeylerden geçiyor, ben de atlatırım” dedirtiyor. Ağır batırmıyor, aksine usul usul toparlatıyor – tam o “kırık ama devam eden” mod için ideal.

Küçük Güzel ŞeylerCheryl Strayed

Yazarın kendi mektupları, kayıplar, ayrılıklar üzerine. Çok samimi, şefkatli. Okurken “tamam, ben de dağıldım ama toparlanabilirim” dedim.

Uçurtma AvcısıKhaled Hosseini

Acı büyük, ama dostluk, affetme ve iyileşme teması güçlü. Ağlıyorsun ama sonunda “bağışla ve ilerle” mesajı veriyor.

Nilgün Marmara – Şiirleri (mesela Kırmızı Kahverengi Defter veya Daktiloya Çekilmiş Şiirler)

Yalnızlık, kırılganlık, varoluşsal sancı… Şiirleri doğrudan kalbine dokunuyor, “beni anlıyor” hissi veriyor. Melankolik ama güçlü; okurken ağlıyorsun, ama o acıyı paylaşmak bile hafifletiyor. Eğer şiir seviyorsan, kırık kalple en iyi gelenlerden – dibe vurmak yerine, acıyı şiire dönüştürüp çıkmana yardım ediyor.

 

Uzun lafın kısası kırık kalple kitap okumak, bazen bir ayna tutmak gibi: en karanlık yanlarını gösteriyor, en derin yaralarını deşiyor. Sadık Hidayet’in kör baykuşu gibi dipsiz bir kuyuya düşebiliyorsun, Nilgün Marmara’nın şiirleri gibi sessiz çığlıklarla boğulabiliyorsun. Ama Tuna Kiremitçi’nin gerçekçi cümleleri, Sabahattin Ali’nin kabullenmesi ya da Cheryl Strayed’in şefkati hatırlatıyor ki, bu kuyu sonsuz değil.

Dibe vurmak iyileşmenin bir parçası; oradan çıkmak için önce orayı kabul etmek lazım. Bazen gözyaşı sağanak oluyor, bazen sessizlik ağırlaşıyor ama hepsi geçiyor.

Sen de geçeceksin. Kendine nazik ol, acele etme. Eğer bugün ağır geliyorsa hafif olanı seç, yarın daha güçlü birini. Ve unutma: bu acıyı okuduğun kitaplar gibi, sen de bir gün başkasının “iyi gelen” listesine girebilirsin.

Çünkü kırık kalpler, en güzel hikayeleri yazan kalplerdir.

Sevgiyle Kalın...

 

0 YORUMLAR

    Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...
YORUM YAZ