Kelimelerin Kalbe Dokunduğu Gün; Dünya Öykü Günü

Kelimelerin Kalbe Dokunduğu Gün; Dünya Öykü Günü

Bazı günler vardır; takvim yapraklarında sıradan görünür ama insanın içine dokunduğunda sessizce büyür.

Dünya Öykü Günü işte tam da böyle bir gün. Gürültüsü yoktur, kutlaması gösterişli değildir; ama kalbin en kırılgan yerine usulca oturur. Çünkü öyküler, insanın en eski sığınağıdır.

İnsan, ilk korktuğu gece bir hikâyeye sarıldı. İlk sevincini bir masalla paylaştı. İlk kaybını bir anlatıyla hafifletti. O günden beri değişen çağlar, şehirler, yüzler oldu; ama değişmeyen tek şey kaldı: Birinin anlatması, birinin dinlemesi. Çünkü anlatılan her öykü, aslında “Ben buradayım” deme biçimidir.

Öyküler kısadır derler. Oysa kim bilir kaç ömür saklıdır birkaç sayfanın içinde. Bazen tek bir cümle, yıllardır susturduğumuz bir duygunun adını koyar. Bazen bir karakterin acısı, kendi kalbimizin yankısı olur. Ve biz fark etmeden, satır aralarında kendimizi buluruz. İşte bu yüzden öyküler okunmaz sadece; hissedilir, yaşanır, içimize işlenir.

Bugün belki kimse fark etmeyecek. Sokaklar aynı kalabalıkta olacak, hayat aynı telaşla akacak. Ama sen bir öykü açtığında zaman yavaşlayacak. Kelimeler nefes alacak. Ve belki de uzun zamandır ilk kez kalbin, gerçekten duyulduğunu hissedecek.

Dünya Öykü Günü bize şunu hatırlatır: İnsan unutulur, şehirler yıkılır, sesler susar. Ama iyi anlatılmış bir hikâye asla ölmez.

Çünkü biz, birbirimizin kalbine bıraktığımız öyküler kadar sonsuzuz.

0 YORUMLAR

    Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...
YORUM YAZ