Melinda'nın Gizli Kafesi'nde 8 Mart Buluşması
Şehrin en kalabalık caddesinde, vitrini her zaman hafif buğulu, tabelası küçücük "Melinda'nın Köşesi" diye yazan bir kafe varmış. Normal insanlar oradan geçerken eski bir dükkân görür, belki "Kapalı mı?" diye mırıldanırlarmış. Ama cadılar bilir: O kapı, sadece kalbi doğru atanlara açılırmış.
Melinda, minik boylu, kıvırcık saçlı, gözleri hep hafif parlayan bir cadıymış. Sabahın köründen gece yarısına kadar iksirler hazırlar, kahveler kaynatır, sihirli kokteyller karıştırırmış. Bir fincan "Dayanışma Latte"si içen ertesi gün daha güçlü uyanırmış; bir yudum "Yara İksiri" alan, içindeki acıyı biraz olsun hafifletirmiş.
8 Mart geldiğinde kafe birden dolarmış – ama dışarıdan bakan kimse fark etmezmiş. Dünyanın dört bir yanından cadılar gelirmiş: Filistin’den bir anne, bombardıman altında çocuklarını korumuş, elleri hâlâ toz ve gözyaşı kokuyormuş. İran’dan genç bir cadı, sokaklarda haykırırken saçlarını kesmiş, sesi hâlâ titriyormuş. Sudan’dan biri, açlığın ortasında hayatta kalmaya çalışan, gözleri umutla dolu ama yorgunmuş. Afganistan’dan gelen, kitap okumak yasaklanmış ama içindeki bilgi ateş gibi yanıyormuş. Türkiye’den, ev işlerinden başını kaldıramayan, iş yerinde saatlerce ayakta duran, ücretini alamayanlar...
Hepsi oradaymış. Melinda kapıyı açmış, "Hoş geldiniz kız kardeşlerim," demiş usulca. İçeride mumlar yanmış, masalar yuvarlak olmuş – kimse yalnız oturmazmış. Her biri bir hikâye getirmiş: Kimisi savaşta kaybettiği kızını anlatmış, kimisi "Kadın olmak suç mu?" diye sormuş, kimisi sadece sessizce ağlamış. Ama hepsi aynı şeyi tekrarlamış: "Biz hâlâ buradayız. Kadın olmaktan gurur duyuyoruz."
Melinda tezgâha geçmiş, özel bir iksir hazırlamış – adı "Anma ve Uyanış Kokteyli"ymiş. İçinde Filistin toprağından bir damla zeytinyağı, İran dağlarından esen rüzgâr esintisi, Sudan nehrinden alınan umut suyu, Afganistan’ın yasaklanmış kitaplarından bir sayfa tozu... Her cadı bir yudum almış. O anda kafe hafifçe titremiş; dışarıdaki dünya duymamış ama bütün yaralı kadınların kalbine bir sıcaklık yayılmış.
Filistinli cadı kalkmış: "Bizim için adalet gelsin, çocuklarım güvende olsun." İranlı genç: "Sesimizi susturamazlar, biz hâlâ şarkı söylüyoruz." Sudanlı anne: "Açlık bitecek, ellerimiz ekmek yoğuracak yine."
Hep bir ağızdan: "Haklarımız için, adalet için, eylem için... Hepimiz biriz."
Melinda gülümsemiş: "Bu gece burada, birbirimize güç veriyoruz. Dışarıda dünya belki hemen değişmiyor, ama içimizdeki ateş büyüyor. Give to gain – ver ki kazan, dayan ki güçlen."
Sabah olduğunda cadılar gitmiş, kafe yine sessizleşmiş. Ama Melinda’nın gözleri daha parlakmış. Çünkü biliyormuş: O minik köşe, her 8 Mart’ta dünyanın en güçlü toplanma yeriymiş. Ve o ateş, hiçbir savaşta, hiçbir yasakla sönmüyormuş.
Dünya Kadınlar Günü’müz kutlu olsun. Melinda gibi minik köşelerde bile, biz varız. Hep birlikte, daha güçlü.

0 YORUMLAR
Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...